Himalayaların kalbine yolculuk

hüseyin avni kunduracıoğlu
Bazen… / Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU – BODOSK’tan (Bodrum Doğa Sporları Kulübü) üç dağcı, Ekim ayında gerçekleşen Everest Ana Kampı yürüyüşüne katıldı.
Daha doğrusu, düşlerini yaşama geçirdiler. Düşlerine doğru giden bu yolculuklarını, geçtiğimiz hafta içinde Bodrum Belediyesi Meclis Salonunda  görsel bir sunum eşliğinde paylaştılar. Sekiz gün süren maceralı bir tırmanışla Himalayalar’ın kalbine ulaştıklarını aktaran dağcılar, üç […]

Bazen… / Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU –

BODOSK’tan (Bodrum Doğa Sporları Kulübü) üç dağcı, Ekim ayında gerçekleşen Everest Ana Kampı yürüyüşüne katıldı.

Daha doğrusu, düşlerini yaşama geçirdiler.

 

Düşlerine doğru giden bu yolculuklarını, geçtiğimiz hafta içinde Bodrum Belediyesi Meclis Salonunda  görsel bir sunum eşliğinde paylaştılar.

 

Sekiz gün süren maceralı bir tırmanışla Himalayalar’ın kalbine ulaştıklarını aktaran dağcılar, üç gün süren bir yürüyüşle de inişi gerçekleştirmişler.

 

Dünyanın en yüksek dağı olan Everest’e ulaşmanın son noktası olan Everest Ana Kampı 5 bin 346 metre yükseklikte bulunuyor. Everest Ana kampına ulaşmak için önce 5 bin 545 metre yükseklikteki Kalapattar Tepesine çıkan dağcılar, Ana Kampı yukarıdan izlemenin keyfini salona hissettirdiler.

 

Yolculuklarını ‘doğal meditasyon’ olarak tanımlayan dağcı arkadaşlarımız, Everest Ana Kampından sonrası için ise ‘duvar’ yorumunda bulundular. 8 bin 848 metre yüksekliğe sahip olan Everest’in  buzul konumu, bu yorumu sağlıyor elbette. Zira oksijenin az olduğu üst katmanlar, hızı saatte 100 km’ye varan sert rüzgarlar ve zaman zaman -70 (eksi 70) dereceye kadar düşen aşırı soğuklar, bir dağcının 1.5 – 2 aylık bir zaman diliminde zirve yapmasına olanak tanıyor.

 

Bu yüzden, dağcıların düşleri daha çok Everest Ana Kampı ile sınırlı kalıyor. Elbette, pek de kolay değildir bu süreç. Öncesi ve sonrasında, ciddi bir hazırlık ve organizasyon bütünlüğü gerektiriyor.

BODOSK’lu üç arkadaşımızın gerçekleştirdiği bu zorlu yolculuk, keyifli bir görsel sunumla bizlere yansıdı. Ve bu sunumla birlikte, arkadaşlarımızın peşi sıra yol aldık Everest’e giden yamaçlarda.

 

Yani Himalayalar’ın kalbine doğru yolculuk yaptık, hep birlikte.

Bu yolculukla ; Nepal’in Everest Dağı ile bütünleşmesine tanık olduk, üç binlerdeki dağ köprülerine uğradık, asma köprülerden geçtik. Asma köprülerde Everest’in fedakar yerel dağ rehberi olan ‘Şerhpa’lara ve dağcıların yüklerini taşıyan Tibet öküzleri ‘Yak’lara yol verdik. Onların bu yolculuktaki önemini kavrayarak.

 

Budist geleneklerine ve mimarisini sevgi ile dinledik. Budist inancına göre, Tibetlilerin üzerine yazdıkları duaların rüzgarda savrulup Buda’ya geri döneceklerine inandıkları ‘dua bayrakları’nın dalgalanmalarını merakla izledik. Dağda dalgalanan sarı bayrağın toprağı, kırmızı bayrağın ateşi, yeşil bayrağın suyu, mavi bayrağın gökyüzünü ve beyaz bayrağın bulutları simgelediğini öğrenip, anlamlar yükledik. 4 bin 500 metreden sonra yaşanan oksijen eksikliğinin hissedilmesini, soğuk ve buzulun zorlayışını, ama özellikle ‘yüksek irtifa hastalığı’nın psikolojik ve biyolojik yıpratmasını öğrendik.


Everest’in geri vermediği dağcılar için yapılan anıtlar önünde, saygı ile eğildik. Ve hepsinden ötesi, yüksekliğin vahşi güzelliği karşısında imrendik.

 

Üç dağcı arkadaşımız adına da sevindik.

Düşlerini yaşama geçiren arkadaşlarımızı yürekten kutluyor ve içtenlikle ekliyorum;

Namaste !

 

http://www.milasonder.com/himalayalarin-kalbine-yolculuk/